Oda loş, hava ağır ve gerilim yavaş yavaş kıvama geliyordu. Güzel doğum günü sürprizi için hazırlanan bu an, hem heyecanı hem de sabırsızlığı içinde barındırıyordu. Kadının nefesi kesik, gözleri ateşle yanarken, adamın bakışları da kararlı ve vahşi bir arzuyla doluydu. İlk dokunuşlar hafifçe başlasa da kısa sürede yerini sert, acımasız dayamalara bıraktı. Kadının amcığını parmaklarıyla sıkıca kavrayıp, dudaklarıyla ısırırken çıkardığı inlemeler odanın içinde yankılanıyordu.
Adamın yarak kökleyişi hiç affetmiyor, her hareketiyle kadının bedenini delirtiyordu. Kalın ve sıcak köklükleri yavaşça derinlere iniyor, amcığın daracık duvarlarını zorlayarak sanki hapsolmuş bir vahşeti serbest bırakıyordu. Kadının sırtı terle kaplı, avuç içleri terli kumaşa eşlik ediyordu; her sikmeden sonra daha fazla boyun büküyor, ağzından çıkanı tutamadan yüksek sesle inilti çıkarıyordu. Yatak döşek sallanıyor, çıplak ciltlerin birbirine sürtünmesiyle çıkan sesler evin içinde patlama gibi yayılıyordu.
Her köklemede kadın dilini vücudunun en hassas yerine kadar götürüp kendini teslim ediyor; adamın sert hareketlerine ritim tutuyor, folloş gibi davranarak içine aldığı kalını daha çok arzuluyordu. Adam ise kontrolü tamamen elinde tutup burnu buruna oynaşıyor; bazen hızlanıyor bazen daha derine saplanmaya çalışıyor ama asla acımadan devam ediyordu. Kadın artık kendinden geçtiğinden göğüslerini titretiyor, avuçlarını adamın kalçalarına sıkı sıkıya bastırıyordu. Bu kavgada kaybedeni yoktu; sadece acıyla karışık yoğun bir zevk vardı.
Son tırnak izleri kadının teninde belirirken adam son bir defa sertçe dayadı ve o andaki coşku onları birlikte uçuruma sürükledi. Adam bodoslama boşalırken kadın boğaz dolusu çığlık attı; bu koca yapışkan sıvı kadının amcığını tıkadıktan sonra serap gibi yayılıp bedenlerinde izler bıraktı. Soluklar toparlandı, yatak düzensizce sallanıyor ama geri kalan her şey sustu; sadece o anın ham ve iştahlı hatıraları kaldı ortada. Herkes kendi cehenneminde yanıyordu; doğum gününün en kirli kutlaması böyle tamamlandı.